Arşivi

Ben doğarken ölmüşüm…

Ve Türkiye’deyiz . . .
B.Y adlı vatandaşımız nüfus müdürlüğü kayıtlarında ölü gözüktüğünü idda eder. Yaklaşık 1 yıldır da düzeltme çabalarındadır.Fakat her defasında  ”sen ölü gözüküyorsun”  cevabına artık dayanamayan adamcağız sonunda kendini stadın aydınlatma direklerinden birinde buluvermiş, en komik olanı da adamın yaşarken ölü gözükmesi değil aslında… Adamın yaşadığını kanıtlamak için intihara teşebbüs etmesi (!) Devamı…

F1 2010

Heycan yeniden başlıyor…

Formula1 bu hafta sonu Bahreyn’de start alıp 2010 için birkez daha gaza basıyor. 19 yarışlık F1 maratonu 14 Kasım’da Abu Dhabi’de sona erecek.

2010 Sezonu için birçok yeni kural uygulamaya koyuldu.Takımların yarış esnasında pit alanında daha az zaman harcamasını sağlamak amacıyla oluşturulan bu kurallar nedeniyle tahiminimce bu yıl Formula1 daha da heycanlı olacak… Devamı…

Bilsem ne işime yarıyacak serisi yazılar – Alyans

Alyans, kadın ve erkek arasındaki sonsuzluğun simgesi olarak yüzyıllar boyunca kullanılmış.

Evlilik bağını simgelemek amaçlı ilk yüzüğü, bitki saplarını kullanarak Mısırlılar yapmış. Yüzüğün yuvarlak olması; sonsuzluğu, hiç bitmeyen sevgiyi, aşkın devamlılığını temsil edermiş. Mantık hoş tabiki de her defasında güncellenen yüzük, uğraştırıcı olsa gerek….eskiden hayat cidden çok zormuş!

Peki Yüzük(Alyans) hangi elin – hangi parmağına takılır, bunun kuralı nedir? Kimler oluşturdu bu kalıbı?

Tabi ki Mısırlılar, Devamı…

Bilsem ne işime yarıyacak serisi yazılar – Kravat . . .

Yıl:1934

Toptancı ambarında çalışan 24 yaşındaki delikanlı bir gün terziye yeşil renkli bir ceket ve pantalon diktirir.Ve, takım elbisesini giyer giymez Beyoğlu’nda fiyakayla yürümeye başlar. . . .Birdenbire gözlerini hatunlardan kaydırarak bir vitrindeki kravata diker! Yeşil bir kravattı bu!”altın çizgili, ipeği bir genç kız yanağı gibi aydınlık yemyeşil bir kravat.” Mağazadan içeri girip fiyatını sorduğunda, aldığı yanıt yıkar bütün hayallerini : ” -gömleği ile birlikte 25 Lira.” dediğim gibi yıl;1934, 25 Lira bütün bir aylığıdır emekçinin.Yeşil kravatı mutlaka almalı, yeşil ceketinin içine bağlamalıydı.Aylığının yarısını kaldığı odaya veriyordu zaten delikanlı, ondan kesemezdi . . . üç ay boyunca kuru ekmek yedi ve tramvaya binmeyerek işe yürüyerek gidip geldi.

Ve sonunda cebinde biriktirdiği 25 Lira ile dükkandan içeri girerek, parmağıyla vitrindeki yeşil kravatı gösterdi. Fakat, delikanlı onu ancak 5 gün takabildi.Ve 6. günün sonunda Devamı…

Vogue Türkiye 1.Sayısı

Merhabalar . . . .

Görsel ve yazılı basında boy boy reklamları geçen Vouge Türkiye 1.Sayısı ile Mart ayında yayımlanmaya başladı.  Türkiye’ye hoşgeldin Vogue…Dolu dolu tam 562 Sayfa , bugün D&R’da bakınırken gördüğüm gibi kaptım aldım, Zaten meraklısı olan eminim benim yaptığımı yapar, hatta meraklısı olmasan bile merak ettirecek kadar, ımmmmm uygun kelimeyi arıyorum……..merak ettirecek kadar heybetli mi desem yoksa gösterişli/çok ilgi çekici desem, tamam tamam yeridir.Yani dediğim gibi meraklı olmayanı bile içinde neler olduğunu merak ettirecek türden bir dergi.Tüm markaların bulunduğu; Devamı…

Zavallı Kız Kulesi

Yılan Hikayesi;

Kehanete göre kralın birine, çok sevdiği kızı 18 yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir.Bunun üzerine kral denizin ortasındaki bu kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, zavallı kızı zehirler. Kral, kızına demirden bir tabut yaptırarak Ayasofya’nın giriş kapısının üstüne yerleştirir. Bugün bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın ölümünden sonra da onu rahat bırakmadığına dair hikayeler anlatılır…
Daha nice Aşk hikayeleri v.s.

Gelelim asıl konumuza; Devamı…

Eyfel (Eiffel) Kulesi . . .

Nazım Hikmet’in değişiyle ; “Bu sipsivri, küçücük kafalı, çelik bir zürafaya benzeyen kule, Paris Şehrinin meşhur bir acayipliğidir.” ; )

1896 yılında, Fransa’da yeni kurulan Demir-Çelik Endüstrisi ve Sanayi devrimini simgelemek için Paris’te sergilenmek üzere açılan anıt yarışmasına 700 yapıt katılır ve birinciliği Gustave Eiffel kazanır.Kulenin yapımı 1897 yılının ilk ayında başlamıştır.Eyfel Kulesi’nin yapımı sırasında , dönemin birçok sanaçtı ve aydını buna karşı çıkar.Ki en sert tepkiyi, Guy de Maupassant gösterir, kulenin yapımı başlanırsa Paris’i terkedeceğini söylemiş.Kule yükselmeye başlar ve herkes çökeceğine inanır, böylesi bir olasılığa karşılık Gustave Eiffel’in tüm mal varlığı ipotek edilir. Devamı…



Olabildiğince GPL.

RSS Besleme.